Bugün çok sinirliydim, kesinlikle tahammülsüzdüm ve hala da its over dude diyemiyorum... Sebebini bilmiyorum dün geceki saat 10 gibi yatışımın ardından öğlen kalkışım yüzünden olabilir.. Yarın yeni yıl gecesi..Herkes bir noel zıtlığıdır tutturmuş, hey people Noel is over !! Sanıyorlar ki ayıp, günah ağaç süslemek...Neler derdim, ne kavgalar ederdim bu hurafeler için ancak değmez bile.
Nerden nereye sorusunu bana ya da kendinize çok soracaksınız benim bloğumda, tipik bir yay ve tipik bir düşünce kedisiyim :) Daldan dala hızla dalabilir, kökten de ayrılmayarak sizi şaşırtabilirim. Şu Facebook da nasıl bu kadar güzel photoshoplar yapıyorlar nasıl bu kadar güzel fotoğraf sahibi olabiliyorlar ağzım açık kalıyore :) Bazıları çok cool olacağım diye kimlik dışı davranışlar sergileyerek gülüşümü hak ediyorlar o ayrı elbette..
Herneyse bugün sevdiğimin hemcins kanı gelecek buralara, yarın da hep beraber eğleneceğiz, pek çok insan ve sevdiğimle..Eğlence derecesi şimdilik belirsiz ki belirsizliğe katlanabildiğim tek nokta bu sanıyorum, nefret ettiklerimin başında yer alır şu belirsizlik yoksa...Ve eğer bir beklentiye girdiysem a komşular, bilin ki o olmaz...Hayalkırıklığına karşı çok savunmasızım, hayat bacım da sağolsun hep beni bunlarla başbaşa bırakıyor, sıkıyorsa hallet bunu da diye :) Öyle ya da böyle sindiriliyor durum, ne hayat kazanıyor ne ben :) Birazdan trenden ineceğim haberiyle sokaklara dökülüp yeşil minik bir barda içkilerimizi dipleyeceğiz, sonrası belirsiz komşular..Bu saçla bu tahammülsüzlükle sokağa adım atmak istemem ancak Çin'den yeni gelen ayakkabılarıma doymuş değilim, sokağa çıkayım ve şu kış günlerinde hep aynı model giyilen ayakkabı ve botlardan farklı olan cicilerimi millete göğsümü gere gere göstereyim istiyorum :) Kadınlık halleri volume bilmem kaç :) Yine yazarım komşular. Henüz kimse taşınmadı yanıma ama bir gün komşularımın arsası dolmaya başlayacak, in God we trust. (God?)
30 Aralık 2011 Cuma
29 Aralık 2011 Perşembe
Şu sıralar Barack Obama'nın Babamdan Hayaller bitti ve paralel olarak devam ettiğim kitapları bir kenara bırakıp yeni yıl şerefine yeni bir kitaba başladım hemen :)
Franz Kafka'dan Milena'ya mektuplar... Bana taa lisede tanıştığım arkadaşım Milena'yı hatırlatıyor bu kitap, ben de kendisiyle bir süreliğine mektuplaşmıştım...Sanal alem olayım yok tabii o zamanlar, çocuğuz daha :) Sonra elbette koptuk, nerede ne yapıyor, hala dans ediyor mu bilmiyorum. Kulakların çınlasın Milena!! :) Türk Sanat Müziği olayına çok sardım sanıyorum :D
Yılbaşı da geldi komşular...
Franz Kafka'dan Milena'ya mektuplar... Bana taa lisede tanıştığım arkadaşım Milena'yı hatırlatıyor bu kitap, ben de kendisiyle bir süreliğine mektuplaşmıştım...Sanal alem olayım yok tabii o zamanlar, çocuğuz daha :) Sonra elbette koptuk, nerede ne yapıyor, hala dans ediyor mu bilmiyorum. Kulakların çınlasın Milena!! :) Türk Sanat Müziği olayına çok sardım sanıyorum :D
Yılbaşı da geldi komşular...
Güzel bir ev partisi düşünüyoruz ama neler olur bilemem.. İlk oynadığımızda çok hoşumuza giden ve bir daha oynama şansı yakalayamadığım Mafya-Köylü oyunuyla coşacağız yine :) Öyle demeyin ama, biz kıro değiliz, oynayın bak ne güzel eğleniyor insan....
Bu arada komşularım, herkes çok hasta, ben de karar veremedim şu bünyeme güçlü mü zayıf mı, en fazla grip olurum o da sistemi çökertiyor, ancak şuanda herkes hasta ama ben çemberin etrafında dolanıyorum, ne dersiniz çok mu zayıfım çok mu güçlüyüm? :)
Herkesin hasta olduğu bu zamanlarda, kendinize dikkat edin komşular...
Bugün daha aktifim bloğumda... Pek büyük olaylarım yok öyle başıma gelen...Ama sıradan bir insanın başına gelenlerden de farklı değil... Bugün yine yayına yetiştim, yetişebildim yani evet...Final haftasına gelene kadar hazırladığım tüm ödev ve diğer sınav notlarını geçen gene sisteme işlemiştim zaten,şuanda tek görevim finalleri hazır etmek...Genelde derdim hayatta, mezuniyet sonrası iyi bir yer edinmek...Sevdiğim adamla yaşıyorum ama birlikte yaşamıyormuşuz gibi... Herkes kendi halinde takılıyor, bazen iyi bazen kötü... Kitaplar, müzik, loş ışığımdan geri kalıyorum diyebilirim...
Bu ayın 17sinde, doğum günümdü ve genelde gelenek görenek gibi aman aman törenler gerektiren olayları hiç sevmem...Bebekliğimden bu yana gelinlik sevmem giymem der dururum, herkes de aksini iddia eder durur, devran böyle sürüp gidiyor hala...Ancak doğum günümde,aman aman beklentilerim olmadığı halde, küçük olduğuna inandığım beklentilerim de gerçekleşmedi...
Geçmişe dönüp baktıkça hiç güzel bir doğum günü yaşadığımı hatırlayamıyorum...Küçükken kocamaaan ayılar beklerdim, büyüyünce almasın kimse üzülürüm diye avundum, büyüdüm, hayatıma birçok erkek, bir sürü arkadaş girdi çıktı... Genelde büyük olaylara değil detaylara takılan biri olarak küçük beklentim vardı ama olmadı ve ben doğum günümde çok üzgündüm..Sevgilimin en azından yapmasını beklediğim birkaç şey vardı, güzel bir organizasyon gibi...Organizasyon kelimesinin fiyakasına da kanmayın, sadece tanıdıkları bir kafeye toplamak ve birlikte sohbet ortamı yaratmak. Pasta mumu üflemek gibi tüm kafeye 'Bakın bugün benim doğum günü, lanet olsun, hepiniz kıskanın' etkisi vermemek için özellikle uyarmıştım, pasta hediye vs istemiyorum diye...Bu bile olmayınca a komşular, içim öyle acıdı ki... Evet çok dostu olan biri değilim, arkadaş edinirim severim ama organizasyon eksikliği, o, bu, derken açıktı kaldım...Doğum günü için toplanılacak mekana ben sevgilimle gittim, ilk giden bizdik ve gelmesi gereken arkadaşım başka birinin doğum günü için hediye peşinde koşturuyordu.Dolayısıyla geç geldiler...Kısacası toplamda 5 kişiydik masada ve sevgilim üzerime bira döktü...Geç gelen arkadaşlarımdan biri diğeriyle tartıştı...Enteresan bir geceydi çok enteresan bir geceydi...
Nasıl bu kadar uzun yazarlar diye şaşarak baktığım blog sahiplerine dönüşüverdim habersiz :)
Bu blog sayesinde yazı yeteneğimi geri çağırabileceğime inanıyorum komşular.. Benimle kalın..
Bu ayın 17sinde, doğum günümdü ve genelde gelenek görenek gibi aman aman törenler gerektiren olayları hiç sevmem...Bebekliğimden bu yana gelinlik sevmem giymem der dururum, herkes de aksini iddia eder durur, devran böyle sürüp gidiyor hala...Ancak doğum günümde,aman aman beklentilerim olmadığı halde, küçük olduğuna inandığım beklentilerim de gerçekleşmedi...
Geçmişe dönüp baktıkça hiç güzel bir doğum günü yaşadığımı hatırlayamıyorum...Küçükken kocamaaan ayılar beklerdim, büyüyünce almasın kimse üzülürüm diye avundum, büyüdüm, hayatıma birçok erkek, bir sürü arkadaş girdi çıktı... Genelde büyük olaylara değil detaylara takılan biri olarak küçük beklentim vardı ama olmadı ve ben doğum günümde çok üzgündüm..Sevgilimin en azından yapmasını beklediğim birkaç şey vardı, güzel bir organizasyon gibi...Organizasyon kelimesinin fiyakasına da kanmayın, sadece tanıdıkları bir kafeye toplamak ve birlikte sohbet ortamı yaratmak. Pasta mumu üflemek gibi tüm kafeye 'Bakın bugün benim doğum günü, lanet olsun, hepiniz kıskanın' etkisi vermemek için özellikle uyarmıştım, pasta hediye vs istemiyorum diye...Bu bile olmayınca a komşular, içim öyle acıdı ki... Evet çok dostu olan biri değilim, arkadaş edinirim severim ama organizasyon eksikliği, o, bu, derken açıktı kaldım...Doğum günü için toplanılacak mekana ben sevgilimle gittim, ilk giden bizdik ve gelmesi gereken arkadaşım başka birinin doğum günü için hediye peşinde koşturuyordu.Dolayısıyla geç geldiler...Kısacası toplamda 5 kişiydik masada ve sevgilim üzerime bira döktü...Geç gelen arkadaşlarımdan biri diğeriyle tartıştı...Enteresan bir geceydi çok enteresan bir geceydi...
Nasıl bu kadar uzun yazarlar diye şaşarak baktığım blog sahiplerine dönüşüverdim habersiz :)
Bu blog sayesinde yazı yeteneğimi geri çağırabileceğime inanıyorum komşular.. Benimle kalın..
28 Aralık 2011 Çarşamba
ve...
Artık rüyalarımı, anılarımı ve gönlümden ne geçerse onu kaydedebileceğim bir ortamım var, söz uçar yazı kalır demişler...mis gibi söz söylemişler...konuşacak çok sözüm olduğu gibi, yazacak çok kelimem var benim...kimsenin okumasına gerek yok, ben içimden geçeni elimle aktarabilirsem çok sevinirim...Hepiniz hoşgeldiniz ben de hoşgeldim..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


