Epeydir yazamadım komşular..konuşamadım bile, kendime bile tek söz edemedim... ne olduğunun bile farkına varamadım epeyce... neydi bu kadar beni karamsar eden çözemiyorum. her zaman 'b' insanı olmuşumdur ve evet bu artık sıkıyor. bir tarafa çekilmeliyim artık. sanki uzunca bir yolu geride bıraktım, ardıma dönüp baksam, bazı yolların üstünde kara bulutlar, bazılarında gökkuşağı, bazılarındaysa günlük güneşlik cıvıl cıvıl havalar var. Hepsini aştım, her havayı içime çektim sindire sindire. Hep inandığım şeyi, mutluluğunu yaşıyorsan bencilce, sonuna kadar doymak istiyorsan, hüznüne de o derece sadık olmalısın, o kadar çok sahiplenmelisin onu. o da senin... Şimdiyse önümde ne var göremiyorum... Sisler var, arada açılan, bulutlu mu güneşli mi üstlerindeki hava topluluğu bilemediğim yollarım var...Yine hepsi benim.Hani kadere inanıyorsunuz ya? Söyleyin bana hangisi benim kaderim, hangisi benim alınyazım, yolçizgim olsun isterim...İşte burada tıkanıyorum. İşte burada yola oturuyorum, elimde kitaplarım, boynumda altın rengi minik bir filim, başı çeneme doğru kalkmış, gözüme ulaşamamış gözleri, yarı yolda kalmış, benim gözlerimse sisleri aralamaya çalışıyor, titrek, mağrur... Dizlerim karnıma çekili, ellerim üzerlerinde ve elbette çenem de ellerimin üzerinde ...Sadece bekliyorum. Neyi olduğuna da net bir cevap bulamadım, geriye baktıkça bu kez beklediğimin kendim olduğunu görüyorum.. Bu kez ben adım atmak istiyorum, rastgele olmasın seçimlerim, keşkeler büyümesin minik yüreğimin üstünde ve ellerim sızlamasın yalnızlıktan.. Korkularımın geçmesini de bekliyormuşum komşular, işte sizleri bu yüzden seviyorum. Sizler beni konuşturuyorsunuz ben sayenizde cevaplara ulaşıyorum, ruhum parmak uçlarımdan size akıyor ya, bedenimle ruhumu bu ekranda buluşturuyorum sayenizde.
Ruhumda rüzgarlar...kararsızlıklar, pişmanlıklar, umutsuzluklar... bir yol var bana, kaç vaktedir, ne zaman görünür, havası nasıldır zamanla göreceğiz... görmek ister miyim gibi sorular..
evet tam olarak öyle demek istedim, biliyor musunuz, canınız cehenneme. yollarıma değil, sislere değil, ya da geçmişteki karaltılara, hatalara değil... beni üzenlere, şimdiki zamanda beni salak yerine koyup üzmeye çalışanlara... bu kısım artık isyan komşular, iki satır arasında ne kadar olay yaşadım bir bilseniz.. sizin buradaki iki satır aranız benim buradaki 10 dakikama bedeldi ve ben o on dakikada neler gördüm, ne hayalkırıklıkları yaşadım ve ne kadar ağladım bir bilseniz.. cümlelerime gerektiği değeri sizler de vermiyorsunuz biliyorum, ziyanı yok. kimse de okumuyor henüz yazılarımı, komşularım taşınmadı henüz. çünkü adresim net değil hala.. eğer bir gün temelli gidersem bu evden, şehirden ve ülkeden bilin ki hepsinin canları cehenneme gitsin diye.
Basit insanlar gibi, kalbine, aşka tıkanıp kalmayı istemem. Ama bu on dakikada kalbime bir darbe daha indiğinden bugünlük basitseyeceğim kendimi..
Her kalbimi karşıma alıp, ruhumla bedenimi buluşturduğumda, sonradan pişman olacağımı ve asla tekrar aynı karamsarlığa düşüp aynı duyguları hissedemeyeceğimi düşünürüm. Az önce fark ettim ki, öyle değil...Hissediyorum. Kapatamıyorum yaralarımı. Ölmesine az kalmış insanlarınki gibi ruhumdan kalbime inen yollar, yaralanmış, hırpalanmışlar, kanıyorlar ve hiç de kolay kapanmıyorlar. O kadar çok kan aktı ki artık, istedim dursun gitsin. Biliyor musunuz istediklerimin olduğu da olur.İşte o zamanlarda, ardıma bakmadan giderim. Aradan yıllar geçer, gördüğümde elim ayağım, kalbim, kanı tükenmiş ancak yine de kapanmamış yollarım titrer, acır.
Hayır konuşacak kimsem kalmadı. Önceden konuşurdum, hep. İçi-dışı bir derler ya, öyleydim. Ne oldu biliyor musunuz? İçimi benzettiler. Yok yere kürkleri, postları yok hayvanların. Hayvanlaştım. Artık aksine o kadar ciddi oldum ki, sürekli değil ancak, aniden oluveriyor herşey, ben farkına varmadan.. Konuşacak, ağlayacak zaman gidip ağlamamı sabırla dinleyecek ve en azından o an beni teselli edecek kimsem kalmadı. Varsa da benim elimde değil yapamıyorum artık. Bu yüzden de gitmek istiyorum yaşadığım, elimin değdiği her şehir maketinden, insandan. Yerimde duramamalarım da bu yüzden. Temiz, umut dolu, heyecanlı yeni başlangıçlar. Sanmayın sisler aralandı. Herşey buğulu hala... Yollar kapalı, dışarısı karlı, üzerime yağmur yağıyor, umudum damağımda gök kuşağı, kitap hırsızıma ihanet ediyorum sizlerle, sen, her kimsen ve beni hangi şartlar altında nasıl okuyup ne derece hissediyorsan, seninle..Liesel'i aldatıyorum seninle. Biraz daha kal istiyorum, yüreğim dökülsün azıcık daha.
Ama o kadar yanıyor ki canım, yazmak istemiyorum. Bilirsiniz iki işi aynı anda yapamıyorum. Yoksa ben de isterdim, hem gümbür gümbür ağlamayı hem de sizlerle sohbet etmeyi. Şimdilik affedin, yüreğimi soğuk suya daldırıp döneceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder